20 Kasım 2025 Perşembe

Bir Ülkeye “Topluca Psikolojik Hastalık” Atfetmek – Yarı Cahil Özgüveni

“Klinik psikolojik sorun” denilen şey bireysel bir teşhis alanıdır. Bir toplum kolektif olarak klinik hasta olamaz. Bu, tıpkı:

  • “Latin Amerika’nın sorunu bipolar olmasıdır.”
  • “Avrupa paranoyaktır.”

demek kadar kategorik saçmadır.

Bu yaklaşım bilimsel olmaktan çıkıp sosyolojik ırkçılığa yakınsar: Bir toplum açıklanamazsa “hasta” ilan edilir. Bu, toplum bilimini bypass ederek kestirme bir küçümseme üretir.

Bir ülkenin sorunları:

  • hukuk düzeni,
  • iktisadi model,
  • gelir dağılımı,
  • kurumların çürümesi,
  • sınıfsal yapı,
  • dünya sistemine eklemlenme biçimi,
  • eğitim politikası,
  • demografi,
  • dış politika dengeleri

gibi katmanlarla açıklanır.

Bunların hepsini yok sayıp; “Biz büyümemiş çocuğuz, devlet baba da o yüzden var” demek, yaklaşık 300 yıllık modernleşme tarihini Freud’a sıkıştırmak gibidir. Neden sığ? Çünkü 20 değişkeni görmezden bırakır, 1 değişkende boğulur.

Vergi sistemi çökmüş, hukuk hiyerarşisi tutmuyor, gelir dağılımı bozuk, eğitim eşitsiz…
Ama yok, sorun “devlet baba” denmesi imiş!

Sanki bütçe açığı, merkez bankası rezervleri, kurumsal çürüme filan hep bizim “baba sevgisi açlığımızdan” kaynaklanıyor.

Freud'un külliyen suçu yani.

Evet, dil kültürü etkiler.

Ama:

  • Her toplumun dilinde paternalist metaforlar vardır (“founding fathers”, “motherland”, “papa Staat”).
  • Bu metaforların kullanımı toplumun her davranışını açıklamaz.
  • Hele ki güncel ekonomik sorunların sebebi olarak göstermek tamamen yanlıştır.

Dilsel metaforlar semptomdur, sebep değildir. Sebeple semptomu karıştırmak entelektüel bir hatadır.

O zaman İngilizler “Motherland” dediği için mi içki içip ağlıyor? Amerikalılar “founding fathers” dediği için mi her adımda anayasayı çıkarıyor?

Dil metaforları sebep değil, eski alışkanlıkların tortusudur.

Tortuyu sebep sanmak da ancak lisedeki amatör tiyatro grubunun sosyoloji yorumu kadar tutarlı olabilir.

Kolektif psikoloji tezi genelde şu gizli cümleyle biter:

“Ben olgun bireyim, diğerleri çocuk.”

Bu, toplumu anlamak değil, toplumu aşağılamak için kullanılır. Sosyolojik analiz değil, duygusal tatmin üretir. Demokrasi kültürü de böyle laflarla zaten gelişmez.

İnsanlar “otorite seviyor” diye ülkeler bu hale gelmez.

Otorite bağımlılığı şuralardan doğar:

  • Ekonomik güvencesizlik
  • Kurumsal zayıflık
  • Eğitime erişim eşitsizliği
  • Kırsal-kent farkı
  • Travmatik kolektif tarih
  • Güvensizlik kültürü

Bunların hepsi yapısal faktörlerdir. Psikolojiyi sebep gibi kullanıp yapısal faktörleri yok etmek, yanlışın ta kendisidir.

Toplumsal analizde tek bir disipline yaslanmak her zaman sığdır.

Sadece psikoloji sığ.
Sadece ekonomi
sığ.
Sadece k
ültür sığ.

Herhangi bir ülkeyi tek boyutlu okumak, bir MR raporunu tek kesitten okumak gibidir.

Kısacası: bir ülkenin sorununu ülke nüfusunun klinik psikolojik durumuna bağlamak, yüzlerce yıllık:

  • sosyoloji,
  • siyaset bilimi,
  • iktisat,
  • tarih,
  • antropoloji,
  • hukuk kuramı

literatürünü çöpe atıp tek satırda ahkâm kesmektir.

Toplumu anladığını değil, toplumdan yorulduğunu gösterir.

Bir ülkenin tüm problemlerine “psikolojik” damgası basmak, bozuk bir arabanın motoruna bakıp “Bu araba terk edilmekten korkuyor” demeye benzer.


Mithat Erdoğan

Kasım 2025

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder