Eski takımına gol atınca sevinmeme adetinden hoşlanmıyorum. Bir futbolcu daha evvel formasını giydiği kulübe karşı şu anda formasını giydiği kulüp forması altında iken gol atınca yüzünde mağrur ve vakur bir ifade ile, hani neredeyse matem havasında yere bakan hal ve hareketler sergileyince bende kayış kopuyor.
Bu davranış ya da tavır artık her ne ise gerçekten tahammül edemiyor ve bu şekilde davranan bir futbol oyuncusuna denk gelirsem "puh senin ben atacağın golü, oynayacağın futbolu, verdiğin mesajı sikeyim be!" şeklinde sövüyorum. Evet sövüyorum.
Bu hareket bir sürü farklı açıdan sinir bozucu ve ben bu harekete yapısöküm uygulamak sureti ile neden sinir bozucu olduğunu izah etmeye çalışmak niyetindeyim.
İlk olarak, "profesyonel futbol oyuncusu" kavramının tanımına bakalım.
Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatının 4. maddesine göre profesyonel futbolcu şu şekilde tanımlanmıştır: “Bir kulüple yazılı sözleşme yapmış olan ve kendisine futbol faaliyetleri kapsamında yaptığı harcamalardan daha fazla miktarda ödeme yapılan futbolcudur.”
Hayatını futbol oynayarak kazanan ve o an hangi kulüple anlaşması varsa o kulübe karşı sorumluluk ve yükümlülük sahibi olan kişidir profesyonel futbolcu.
Şimdi bir de futbolun temel dinamiklerini ortaya serelim en basit ve sade şekilde; Gol; futbolun oynanma sebebi olarak tanımlanabilir. Gol atmak ve gol yememeye çalışmak üzerine kurulu bir spordur futbol!
Rakibinizden daha fazla gol atarsanız kazanır, rakibinize gol atamaz ancak rakibinizden gol de yemezseniz ya da rakibiniz ile eşit sayıda gol atarsanız berabere kalır ve rakibiniz sizden daha çok gol atarsa kaybedersiniz.
Aslında gayet basit değil mi? Profesyonelliğin tanımı ve oyun kuralları ile belirlenmiş oyunun amacı çerçevesinde olaya bakınca sahada futbol oynayan yirmi iki adet futbolcu olduğu gibi yirmi iki adet de mesleğini icra eden, işini yapan insan var.
Mesleğinizi icra ederken bir önceki işvereninizi endişe konusu haline getirip vereceğiniz duygusal reaksiyonları bu endişe konusuna istinaden şekillendirdiğiniz oldu mu sizin hiç? Benim sanırım olmadı.
Bir bankacı eski bankasından da kredi başvurusu yapmış bir müşteriye ihtiyaç kredisini çalıştığı yeni bankada verdi diye sevinirken; "Dur şimdi çok sevinmeyeyim, eski bankama ayıp olmasın, mağrur ve vakur bir biçimde ve ağır başlı tavırlarla sevincimi yaşayayım." demez.
Bir barista, eski dükkanındaki bir müdavimi yeni çalıştığı dükkanın müdavimi olduğunda ve yeni çalıştığı dükkanın müdavimi olmasının sebebinin kendisinin baristalık maharetleri olduğunu belirttiğinde, eski dükkanına ayıp olmasın diye bu iltifatı mağrur ve vakur bir biçimde ve alçak gönüllülükle karşılamaz.
Olayın bir diğer boyutu da saygı hiyerarşisi aslında... Sen eski takımına gol attığında eski takımına ayıp olmasın diye gol sevinci yaşamıyorsan, yeni takımına ayıp ediyorsun demektir. Bu durumda şu soru akıllara gelir, neden eski takımına gösterdiğin saygı yeni takımına gösterdiğin saygıdan daha öncelikli?
Özet olarak, samimiyetine inanmadığım ve benim adıma bir futbolcunun karakterinin turnusol kağıdı işlevi gören bir tavırdır bu tavır. Bir futbolcu bu hal ve hareketleri sergiliyorsa, o futbolcunun karakterinden bir bok olmaz diye düşünmekteyim.
Bu kadar gereksiz bir konu ile ilgili düşünce ve hislerimi paylaştığım bu yazıyı buraya kadar okuyan herkese teşekkürü bir borç bilmem. Borç sevmem. O yüzden hemen teşekkür ederim. Teşekkürler! Kalın sağlıcakla...
Mithat ErdoğanAğustos 2024